14/4/2008 · Kategori: mikroskobik canlilar
|
|
 |
 |
 |
Oksijen
üretmesinden, birçok canlının temel besini olmasına, hatta insanlık
için çok önemli bir enerji kaynağı olan petrolün oluşum sebebi olmasına
kadar pek çok hayati fonksiyonu bulunan diatomlar, Allah ' ın, canlılık
için olmazsa olmaz derecede öneme sahip olarak yarattığı mikroskobik
canlılardandır.
Diatomlar mikroskobik bitkisel alglerdir. En büyükleri 1 milimetre çapında olan bu minik canlılardan 1 cm3
deniz suyunda, yaklaşık 10 bin tane bulunur. Okyanuslardaki canlı
organizmaların %90 ' ını oluşturmalarına rağmen diatomların tümü suda
yaşamaz. Bazıları toprak üstünde, yosunlara tutunarak ağaçlarda ve
hatta yeteri kadar nem olduğunda tuğla duvarlarda bile yaşayabilir. Bu
canlılar için ışık, su, karbondioksit ve gerekli besinlerin olduğu her
yer üremek için uygundur.
Yeryüzündeki hemen hemen tüm canlılar, hayatlarını bir anlamda
diatomlara borçludurlar. Çünkü yaptıkları fotosentez sayesinde
soluduğumuz oksijenin bir kısmını diatomlar üretir. Bu mucizevi
mikroskobik canlılar oldukça detaylı bir mekanizmaya sahiptir.
Üzerlerinde çok sayıda gözenek vardır. Bu gözenekler besinlerin içeriye
girip gaz değişimi yapmalarına olanak sağlar. Diatomlar oksijen üreten
mikro fabrikalar gibi çalışır. Trilyonlarca diatom, bu gaz değişimi
sonunda kendi ihtiyaçlarının çok üzerinde oksijen üreterek atmosferdeki
oksijen oranına son derece önemli bir katkıda bulunmuş olur.
Bunun yanı sıra denizlerdeki besin zinciri içerisinde de çok önemli
bir rol oynarlar. Diatomlar hayvansal planktonları oluşturan küçük
canlıların temel besin kaynaklarıdır. Hayvansal planktonlar da daha
büyük türler için besin kaynağı olan ringa gibi balıklar tarafından
tüketilir. Örneğin oldukça büyük bir canlı olan kambur balina gibi
canlılar diatomlarla beslenir. Bir balinanın birkaç saat tok
kalabilmesi için birkaç yüz milyar diatom gereklidir.
Diatomların en etkileyici özellikleri ise kendi inşa ettikleri
kabuklarıdır. Diatomlar mükemmel mimarlardır. Silisyum içeren kabukları
serttir ve muntazam ve son derece simetrik bir görünümleri vardır.
Diatomların kendileri için inşa ettikleri bu evler, bazen parıldayan
bir kozalağı, bazen bir spirali, bazen de ışıldayan kristal bir avizeyi
andırır. İlginç olan ise, yirmi beş binden fazla diatom türü olmasına
rağmen hiçbirinin kabuğunun bir diğerine benzememesidir. Tıpkı bir kar
tanesinin diğerine benzememesi gibi diatomların görünümleri de
birbirlerinden farklıdır.
Diatomların üzerinde bulunan ve besinlerin içeriye girmesine ve gaz
değişimine olanak sağlayan gözenekler de üzerlerinde taşıdıkları bu
mimari yapıyı inceltir. Sonuçta bu canlıların görünümleri, son derece
hassas açılara sahip mükemmel bir matematik ve tasarım harikası olarak
karşımıza çıkar.
Bu canlının sadece 25 mikron çapında olduğunu hatırlatmakta fayda
vardır. 25 mikron ise yaklaşık bir toplu iğne başı kadardır. Bir
insanın 25 mikronluk bir alanda böylesine kusursuz bir estetik harikası
meydana getirebilmesi neredeyse imkansızdır. Bu canlılar ise ne
estetiği ve geometriyi bilirler, ne de buna ihtiyaç duyarlar. Bu
canlıların kimya ya da mimarlık eğitimi almışçasına ürettikleri son
derece estetik kabukların tesadüfler sonucu oluşamayacağı da çok
açıktır. Bu durumda yeniden Rabbimizin yüce varlığı ve sanatı ile karşı
karşıya geliriz. Bu üstün sanat öylesine detaylı ve göz kamaştırıcıdır
ki, diatomların her birinde ayrı ayrı tecelli eder ve tam anlamıyla
kusursuzdur.
Diatomlarla ilgili dikkat çeken ikinci planlama özelliği ise,
üremeleri sırasında ortaya çıkar. Diatomlar inanılmaz hızlarda,
bazıları sekiz hatta dört saatte bir bölünerek ürerler. Bu nedenle 10
gün içerisinde bir diatom 1 milyar ayrı birey haline gelebilir. Bu
canlıların üreme hızları da özellikle oksijen ürettikleri için son
derece önemlidir. Üreme hızlarındaki en küçük bir durağanlık kuşkusuz
bu önemli oksijen kaynağının büyük ölçüde azalması anlamına gelecektir.
Bu da canlılık için tehdit oluşturabilecek bir durumdur. Ancak Allah'ın
yarattığı canlılar üzerindeki rahmetinin ve merhametinin bir tecellisi
olarak bu canlılar mutlaka ihtiyaç olan zamanlarda ihtiyaç olan
miktarlarda ürer ve yeryüzündeki hassas ekolojik dengeyi sabit
tutarlar.
| |
Kalıcı Bağlantı
(yok)
Yorum yaz!